Evcil hayvan rehberi: pratik bilgiler, gerçek deneyimler

Akvaryumda Oksijen Yetersizliği Nasıl Anlaşılır

Akvaryumculuğa başladığım ilk yıl, sabah ışığı açtığımda beş platy'nin de suyun yüzeyinde ağızlarını havaya uzatmış halde beklediğini görünce "acıkmışlar" diye düşünüp yem atmıştım. Yem suyun üstünde dağıldı, balıklar ilgilenmedi. O sabah öğrendiğim şey şu oldu: yüzeye çıkmak her zaman iştah değil, çoğu zaman hava arayışı demek. O günden beri akvaryum oksijen sorunu benim için "termometreden önce bakılan" bir konu.

İyi haber şu: oksijen yetersizliği, kimyasal bir test kiti olmadan bile büyük ölçüde okunabilen bir tablodur. Balıklar bu konuda son derece dürüst davranıyor. Yeter ki hangi davranışın ne anlama geldiğini ayırt edebilelim.

Belirtileri Doğru Okumak: Balıklar Ne Anlatıyor?

Oksijen düşüklüğü genellikle tek bir balıkta değil, tüm topluluğun aynı anda değişen davranışında görünür. Tek bir balık garip davranıyorsa akla önce hastalık gelmeli; ama akvaryumun geneli aynı yöne kayıyorsa, sorun suyun kendisindedir.

Yüzeyde nefes alma ile yem bekleme arasındaki fark

İkisi karışıyor, çünkü görüntü benziyor. Ayırt etme yöntemim şu: elimi cama yaklaştırıp hareket ettiriyorum. Yem bekleyen balıklar heyecanla toplanır, canlı ve hızlı hareket eder, sonra tüm akvaryuma dağılır. Hava arayan balık ise elime tepki vermez ya da isteksiz tepki verip hemen yüzeye döner. İkinci fark yerleşimde: hava arayan balıklar filtre çıkışının, yani suyun en çok karıştığı noktanın çevresinde kümelenir. Dip balıkları da (mesela vatozlar, cory'ler) alışılmadık şekilde üst katmana çıkıyorsa bu neredeyse kesin bir işarettir.

Solungaç hızı ve rengi

Sakin bir balığın solungaç kapakları düzenli ve sakin çalışır. Oksijen düştüğünde bu hareket belirgin biçimde hızlanır, kapaklar geniş açılır, bazen tek taraflı zorlanma görülür. Uzun süren düşüklükte solungaç dokusu koyulaşır ya da soluk pembeye kayar. Burada bir uyarı: hızlı solungaç hareketi amonyak/nitrit zehirlenmesinde ve solungaç parazitlerinde de görülür. Bu yüzden benim sıralamam hep aynı: önce yüzey hareketini ve sıcaklığı kontrol et, sonra amonyak-nitrit testine geç. Balık hastalıklarının tanısı ve ilk yardım konusunda ayrı bir rehber okumak burada işe yarar, çünkü belirtiler ciddi biçimde örtüşüyor.

Saatin önemi: neden en kötü tablo sabaha karşı görülür

Bitkiler gece fotosentez yapmaz, ama solunumu sürdürür. Yani karanlıkta bitkiler de bakteriler de balıklarla birlikte oksijen tüketir. Bu nedenle oksijen en düşük seviyeye ışıklar açılmadan hemen önce iner. Bitkili bir akvaryumda gündüz hiçbir sorun görmediğim halde sabah 07:00'de yüzeyde toplanma yaşadığım oldu. Şüpheniz varsa bir sabah alarmı kurup ışıksız halde bakın; tanı koymanın en ucuz yolu bu.

Kaynağı Bulmak ve Müdahale Etmek

Oksijen "eklenen" bir şey değil, suya yüzeyden geçen bir gazdır. Dolayısıyla çözümün merkezinde her zaman yüzey hareketi vardır; hava taşı sihirli olduğu için değil, yüzeyi kırdığı için işe yarar.

Sıcaklık ve balık yoğunluğu

Su ısındıkça daha az oksijen tutar; buna karşılık balıkların metabolizması hızlanıp daha çok oksijen ister. Yani yaz aylarında makas iki yönden kapanır. Yaklaşık doygunluk değerleri şöyle seyreder:

Su sıcaklığıYaklaşık çözünmüş oksijen doygunluğu
22 °C~8,7 mg/L
26 °C~8,1 mg/L
30 °C~7,5 mg/L

Rakamlar dramatik görünmüyor olabilir; ama kalabalık bir akvaryumda bu fark eşiği aşmaya yeter. Sıcak günlerde ışık süresini kısaltmak, kapağı aralık bırakmak ve buzdolabında soğutulmuş kapalı bir su şişesini akvaryuma bırakmak benim standart yaz refleksim. Buz küpünü doğrudan suya atmak ise ani şok yaratıyor, uzak duruyorum.

Yüzey hareketi, filtre ve organik yük

  • Filtre çıkışını yüzeye yönlendirin. Çoğu vakada tek gereken bu; suyun üstünde hafif bir dalga görüntüsü olmalı.
  • Tıkanmış sünger, düşük debi demektir. Filtre süngerini akvaryum suyuyla (musluk suyuyla değil) sıkıp yıkayın.
  • Yüzey filmini kırın. Yağlı, parlak, hareketsiz bir tabaka gaz alışverişini fiilen durduruyor. Kağıt havluyu yüzeye değdirip çekm